Yalan Dünya’nın Çağatay’ı Hakan Meriçliler ‘den samimi röportaj !

0
117

Gülse Birsel’in yazdığı; Jale Atabey Özberk’in yönettiği; Birsel’le beraber Altan Erkekli, Füsun Demirel, Olgun Şimşek, Hasibe Eren, Hakan Meriçliler, Gönül Ülkü, Sarp Apak, Beyazıt Öztürk, Nihal Yalçın, İrem Sak ve Bartu Küçükçağlayan gibi biribirinden yetenekli oyuncuların rol aldığı ‘Yalan Dünya’ adlı dizi başladığından beri cuma akşamları benim için çok şenlikli. Normalde dizilerle arası pek iyi olmayan biri olarak, her cuma arkadaşlarımla ‘Yalan Dünya’ geceleri düzenliyorum. Geçtiğimiz hafta dizinin yeni bölümü yayınlamadığında “Oooo yoo” diye siyan edenlerden biri de bendim. Ömrü Cihangir’de geçen biri olarak diziyi izlerken hem gülüyorum hem de çok ciddi yüzleşmeler yaşıyorum. Ve her bölümde Gülse Birsel’in kaleminin gücüne bir kez daha hayran kalıyorum. Keza “Öpüşelim mi?”, “Sevgılım’, “Çok sert”, ‘Benim yağ oranım yüzde 12’, ‘İlahi komedya’ gibi replikleri Türk halkının diline pelesenk olan oyuncuların performanslarına da…
HAYRANLARI NEFES ALDIRMADI
Dizide Çağatay karakterini canlandıran Hakan Meriçliler’le bir yıl önce bir dost sohbetinde tanışmış ve tadından yenmeyen uzun bir tiyatro sohbetine yelken açmıştım. O zamanlar sadece tiyatro sevdalılarının sevgilisiydi, ‘Çağatay’dan sonra herkesin sevgilisine dönüştü. Arkadaşlarımın “Ooo yo” şeklindeki kıskançlık çığlıkları eşliğinde gittiğim röportajın fotoğraf çekimi için Cihangir sokaklarında yürürken adım başı biri tarafından durduruldu. Herkesle tek tek konuştu, tebrikleri içtenlikle kabul etti, isteyenlerin objektiflerine poz verdi. “Bu nasıl bir ilgildir böyle Hakan!” dediğimde, “Bu da bir şey mi Ece! Cep telefonuyla yanıma gelip, ‘Sevgilimi aradım, lütfen ona benim adıma bir kez ‘sevgılım’ der misiniz?’ diye soranlar bile oluyor” dedi. Umarım dizide onu izlemeye doyamayanlar, bu ilgiyi tiyatro salonlarına da taşırlar diyorum ve sizi fondan kahkahaların hiç eksik olmadığı sohbetimizle baş başa bırakıyorum…

Çoğu tiyatrocunun başına gelen, ‘Yalan Dünya’yla seni de buldu Hakan… Yıllarını oyunculuğa adadın ama Türk halkı seni ‘Çağatay’la tanıdı… Nasıl etkiledi bu durum seni?
Büyük bir şaşkınlık içindeyim. Çok güçlü bir darbe oldu benim için. Ama hiç rahatsız değilim bu durumdan. Geçenlerde Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ‘Ben Feuerbach’ adlı oyunumun Samsun turnesinde izdiham yaşandı. Kapı baca kırıldı inan, o kadar kalabalıktı. İnsanlar Çağatay’ı görmeye gelmişlerdi ama sahnede bambaşka bir durumla karşılaştılar. Yine de beni ve oyunu tutkuyla izlediler. Tiyatroya bambaşka bir jenerasyonu çekmemi sağladı dizi. Çok yararını görüyorum bu anlamda.
“Her oyuncunun bir zamanı vardır” denir. ‘Yalan Dünya’yla birlikte senin zamanının başlamış olduğunu söyleyebilir miyiz?
Gülse’ye, “Zamanım mı geldi yoksa bütün bunlar senin parmağından mı bilmiyorum. Ama o zaman bu zaman” demiştim bu işe başlarken. Kendisi arabasıyla yoldan geçerken yürürken görmüş ve “İşte Çağatay” demiş. O dönemde ben ‘Tek Başımıza’ adlı dizide rol alıyordum. Kimsenin yapmayacağı bir şeyi yaptı ve Çağatay rolü için başka kimseye bakmadı. Tam 40 gün beni bekledi. Çok güzel yazmasının dışında, çok da şahane bir insan! Hayatımın son döneminde bana, “Oh be, hayatta umut verici şeyler de varmış” dedirten kişidir Gülse. Bütün keramet görenin gözündedir. Benim zamanımı da Gülse’nin gözleri başlattı.
‘Çağatay’ gerçekten çok sevildi. Başta “Ooo yo’ ve ‘Sevgılım’ olmak üzere bütün replikleri herkesin dilinde…
Ben de çok seviyorum Çağatay’ı. Bir yandan acıyorum da ona. O kadar yalnız ki… Yalan bir dünyanın içinde kaybolmuş gibi. Bu arada özellikle kadınlar bayılıyor Çağatay’a ama bunun nedenini anlayabilmiş değilm.
Ben sana söyleyeyim. Adam arızalı, tam da her kadının “Ben bu adamı iyileştiririm” diyeceği tipten… Kadın kafası, imkansıza oynamayı sever… (Kahkahalar)
Kadın kafası iyiymiş. Yazık ya! Dizide böyle yaklaşmıyor kimse ona! Baksana eline kadın eli değmedi daha! Ama bence bunun nedeni Çağatay’ın geçmişte büyük bir aşk darbesi almış olması. Muhtemelen hata da kendindeydi. O günden sonra da kadınlardan elini eteğini çekip, kendini kedisi Ebru’yu yedirmeye, içirtmeye, şımartmaya verdi. Kendini cezalandırıyor yani…
Bu da erkek kafası mı? Bir kez aşk acısı çektikten sonra yine aşk acısı çekmekten korkmak ve kendini aşka kapatmak…
Çağatay’ın kafası bu ama benim kafam kesinlikle farklı işliyor. Ben bir kez daha aşk acısı yaşayamamaktan korkanlardanım. Aşkın en darbelisini de yaşasam hep daha darbelisini ararım. Tam bir aşk adamıyım ben. Bugüne kadar hiç günlük ilişkim olmadı. Babam geçmişte hep alay ederdi benimle, “Ben üniversitede 4 kadını birlikte idare ederim, bu halin ne diye!” Ben asla babam gibi olamadım. Bir şey hissetmediğim kadına dokunamam. Elimin altında bile olsa, ilk o bana dokunsun isterim. Tutkulu ve derin aşkların adamıyım! Aşkı böyle yaşayamayanlara “Vah” diyorum.

‘İlişkinin akışını kadına bırakırım’
Selen Kuyucuoğlu’yla aşk yaşadığın konuşuluyor. Tutkulu bir aşk mı aranızdaki?
Bu konuda hiç konuşmadım ve konuşmayacağım.
Peki nasıl bir kadınla aşk yaşamak istersin?
Paylaşabileceğim, derin bir ilişki kurabileceğim biriyle. Eskiden yatak paylaşımın sonucuydu. Şimdi artık yatak, hayat, yemek yemek gibi kalıplara bölündü hayat ve erkek burada varlığını, vakurluğunu yitirdi. Çılgına döndü. Kadın da bu duurma ayak uydurdu mecburen. Çok da başarılı oldu. Sonuçta olan aşka oldu! İlişkinin akışını kadına bıraktığında her şey çok atlı oluyor. Cinsellik benim için önemli ama ben uzun süredir birlikte olduğum bir kadınla hemen cinsel ilişkiye girmiyorum. Üzerine atlamak yerine önce onu tanımayı seçiyorum. Her şeyi kadına bırakıyorum

‘Yemek yapacak malzemesi olmadan gurme kesilenler var’
Çağatay’ın kendi sesini dinlemesine çok gülüyorum. Bu durumun esiri olmuş tiyatrocular geliyor aklıma. Sen bunu yaşadın mı hiç gerçek hayatında?
Bir zamanlar yaşadım. Devlet Tiyatrosu’ndan gelen böyle bir durum var. Çok kolay kaıyılır Çağatay sesine. Zaten karakter isimlerini açıklamayacağım 7-8 tiyatrcunun harmanı. Hala kendi sesini dinleyenlere çok üzülüyorum. Yazık! Bilseler bu durumun onları dinozora dönüştürdüğünü asla yapmazlar. Çağatay son jön bence! Türünün son örneklerinden.
Çağatay’ın éBenim yağ oranım 12 gram” diyerek dile getirdiği güzellik takıntısı da çok yaygın ünlüler dünyasında…
Evet. Allah’tan benim o tür bir takıntım hiç olmadı.
Cihangir’de takılan tiyatroculardan tepki geldi mi hiç sana?
Bekliyordum ama gelmedi. Herkes kendini görüyor, Çağatay balyoz gibi tokatlıyor birilerini bence. Bu yüzden tepki gelmiyor.
Seni değiştirdi mi Çağatay’ın getirdiği popülerlik peki?
Asla! Ben geçici bir şey olarak görüyorum kendimi. Kendim de dahil tüm oyuncu arkadaşlarım için egolarına yenik düşerlerse üzülürüm, yazık derim. Oynadığım rol kişilerine de çok acıyorum. Yemek için gereken malzeme olmadan yemek ahkamı kesenler var ortada. Herkes gurme kesilmiş. Ben bu işe çok emek verdim, sadece ilahi adaletin benim için işlediğini düşünüyorum. Bu olayın öncesinde ben 6 sene İstanbul’da kaldıktan sonra Trabzon’a döndüm. Oradaki oyunumda kendimle yüzleştim. Hemen sonrasında da teklif geldi.

ECE SARUHAN GAZETE HABERTURK- HT MAGAZİN

CEVAP VER