Sinem Kobal'dan moda üzerine açıklamalar

0
144

“Küçük Sırlar” dzisinin çekimlerinin bitmesiyle soluğu sevgilisi Arda Turan’a kavuşmak üzere İspanya’da alan Sinem Kobal gider ayak giyim sırlarını anlattı…

– Bale, ardından tiyatro ve oyunculuk… Yıllardır oyunculuk için hazırlanıyorsunuz…
Dört yaşında bale gösterisi için sahneye çıktım ve ilk alkışı duydum. Belli bir yaşa kadar çalışıyorsun ve baş balerin olana kadar yaş 30’u buluyor. Sonrasında en fazla beş sene bu mesleği sürdürebiliyorsun. Ben 8 sene boyunca bale yaptım. Bale bana disiplini öğretti. Fakat bu kadar az süre bana yetmez diye düşünüp tiyatroya geçtim. Ardından televizyon ve 13 yaşında başlayan oyunculuk. Çok küçük yaşta bu işi yapmaya başladığım için hep bir yerlere yetişebilme derdim oldu. Bu sayede şimdi çok hızlı yemek yer, çok çabuk giyinirim.

UMARIM UZUN YILLAR OYUNCULUK YAPARIM

– Küçük yaşta TV yıldızı olup sonradan şöhretini yitiren çok kişi oldu. Siz bu sürekliliği nasıl sağladınız?
Oyunculuk çok emek isteyen bir iş. Şöhretin gelip geçici olduğunu anlayıp o büyüye kapılmadan, şımarmadan hep ilk günkü heyecanı hisseder ve öğrenme arzusuyla yaşarsan her şey yolunda gidiyor. Benim kariyerimde de böyle oldu. Tabii ki şans çok önemli ama hiçbir şey şans eseri kalıcı olmaz. Bunun için emek vermek gerekir. Umarım uzun yıllar oyunculuğu sürdürebilirim.

– Başarılı projelerde yer aldınız. Seçimlerinizi nasıl yaptınız? Ailenizin bu konudaki rolü nedir?
Ailemin fikri her zaman önemlidir, en büyük destekçim onlar. Ben iyi bir gözlemciyimdir ve bunun faydasını seçim yaparken görüyorum. Şu ana kadar beni hislerim hiç yanıltmadı, umarım hep böyle devam eder.

– ‘Selena’ gibi bir fantastik diziden sonra ‘Küçük Sırlar’… Aradaki farklar ve size kattıkları nedir?
‘Selena’ daha çok çocukların hayallerini süsleyen bir projeydi, bana önemli bir başarı ve kitle kazandırdı. ‘Küçük Sırlar’ ise gençlere hitap eden bir proje oldu. Çok ilgi gördü, çok beğenildi. İki proje arasında en büyük fark ise ‘Selena’ fantastik bir karakterken, ‘Küçük Sırlar’daki Su, gerçek, naif bir karakterdi.

MODAYA YÖN VERMEK KEYİFLİ

– ‘Küçük Sırlar’ kostümleriyle çok konuşulan hatta buradan bir marka doğmasını yer almanın sizin için önemi nedir?sağlayan bir projeydi. Bu anlamda böyle bir projede
‘Küçük Sırlar’, izleyicide yarattığı tepki açısından oldukça başarılı bir diziydi. Böyle başarılı bir işte oyunculuk yapmak çok keyifliydi. İzleyiciler ‘Küçük Sırlar’ modasını çok sevdi. Hem dizide, hem normal hayatımda modaya yön vermek ve modayı izletmek zevkli.

– ‘Küçük Sırlar’da Su karakterinin giydikleri çok konuşuldu çok talep gördü, bunda sizin rolünüz nedir? Siz Su’ya ne kattınız. o size ne kattı?
Bu konuda stil danışmanlığımızı yapan Erde’s Tasarım’ın çok başarılı olduğunu söylemek isterim. Kostümler her oyuncu için çok başarılı bir seçimle belirlendi. Su karakteri için taşıyabildiğim kıyafetlerin tercih edilmesi ilgiyi artırdı ve talep gördü.

– Su karakterinin stiliyle sizinki arasında paralellik var mı?
Ben normalde de duygularına göre giyinen biriyim. Su da böyle bir tarza sahipti, sanırım aradaki paralellik bu.

– Dizi kostümleri dışında da giydikleriniz çok konuşuluyor hatta takip ediliyor. Bu sizi mutlu ediyor mu? Önemli bir giyim markasından böyle bir teklif gelse değerlendirir misiniz?
Daha önceki projelerde de böyle bir durum söz konusu olmuştu. Ama ‘Küçük Sırlar’ kostümleri gerçekten çok ilgi gördü. Su karakterinin kolyeleri ve kıyafetleriyle ilgili piyasaya birçok ürün sunuldu. Bununla ilgili teklifler de aldım. Sevdiğim ve kendimi tam ifade edebileceğim bir marka olduğunda mutlaka yüzü olma konusuna sıcak bakarım.

TOPUKLULARDAN ASLA VAZGEÇMEM

– Siz kendi tarzınızı nasıl anlatırsınız?
Ben dönem dönem değişik tarzları benimsiyorum, farklı tarzlardan etkileniyorum. Kimi zaman casual, kimi zaman maskülen, kimi zaman iddialı… O günkü ruh halime göre giyinirim.

– Gardırobunuza hangi renk hakim? En çok nelere para harcarsınız?
Aslında tarzımı en iyi ifade eden en yakın kız arkadaşımdır. Bana ‘Sinem’in renkleri, bu dönem gri ve kırmızı’ diyor. Vazgeçemediğimse topuklu ayakkabılardır. İsraf yapmam, kıyafete çok para değil, doğru göz lazımdır. Benim tercihim; siyah, kırmızı, yeşil ve Tuvana Büyükçınar’ın şahane elbiseleri…

– Biraz da güzellikten bahsedelim, yaşınız daha çok genç ancak sürekli yaptırdığınız bakımlar var mı? Hangi ürünleri kullanıyorsunuz?
Makyajımı kesinlikle temizlerim ve sadece su bazlı ürünler kullanırım.

– Saç renginiz sarı ve tonları, bir gün daha koyu bir renge boyamayı düşür müsünüz? Bir rol için çok farklı tonları göze alır mısınız?
Sinema filminde saçlarımı kahverengi yapmıştım ama yine yeni bir karakterle değişiklik istiyorum.

RÜYAMA GİREN SENARYO TEKLİFİNİ KABUL EDİYORUM

– Sinema projeleriniz var sanırım…
Evet, ‘Romantik Komedi 2’ye başlıyorum. Çekimler için daha birkaç ayımız var. Önce bir fragman çekeceğiz. Bundan sonraki dizi projem için de bambaşka, ters köşe bir yolculuk istiyorum.

– Bir projeye dahil olurken nelere dikkat edersiniz?
En çok dikkat ettiğim; rüyama girmesi. Birçok senaryo okuyorum ama sadece bir tanesi rüyama giriyor ve beni heyecanlandırıyor, o zaman tamam diyorum. Her şeyimle o karaktere konsantre olup onun yolculuğuna çıkıyorum. Bir dönem oynadığım karakterler, özellikle de karakteri çıkarana kadar kendi ruh halime etki ediyordu. Her ne duyguyu yaşıyorsa, depresif ya da neşeli, ben de onu yaşıyordum. Hikayelerin tiyatronun doğuşundan bu yana, senaryoların benzerliği ve belli temelleri vardır. Shakespeare oyunlarının günümüzdeki yansıması gibi… Eseri asıl izlenir kılan şeyse diyaloglardır. Diyalogların yaşaması, samimi olması en önem verdiğim nokta. O zaman geriye bir tek oyuncunun ruhuyla hayat vermesi kalıyor ki o da benim için keyifli bir yolculuk oluyor.

Amerika’dan alışveriş yapmayı seviyorum

– Hangi markaları tercih edersiniz? Hangi markadan ne alırsınız? Nelerden alışveriş yaparsınız?
Yurtdışından alışveriş yapmayı seviyorum. Özellikle Amerika’yı daha çok tercih ediyorum. Çok daha farklı ve herkeste olmayan şeyler buluyorum. Club Monica’ya uğramadan dönmüyorum ve Dior, Cavalli, Marc Jacobs gibi pek çok özel markanın tasarımlarını çok daha uygun fiyatlara bulabiliyorum. Beverly Hills Burny’s alışverişten çok keyif aldığım yerlerden biri. H&M’i seviyorum, Türkiye’ye geldi ve hemen hemen her şey artık Türkiye’ye geliyor. Ayrıca internetten de alışveriş yapıyorum ve istediğin her ürüne kolayca ulaşabiliyorum.

AKŞAM

CEVAP VER