Naz Elmas İffet dizisi ile geliyor ! – Röportaj

0
193

Merakla beklenen Ya Sonra filmi izleyicisi ile buluştu.Filmin başrol oyuncularından Naz Elmas film hakkında ve yeni projeleri için açıklamalar yaptı…

‘Ya Sonra?’nın senaryosunu okurken…
Ben senaryoyu çok beğendim!

“Başroldeki kadın karakteri oynasaydım’ dediğiniz oldu mu?” diye soracaktım!
Hayır, kesinlikle böyle bir şey olmadı. Özcan beni çağırdığında “Bu filmin içinde olmanı istiyorum.” dedi. Birbirimizin uğuruna çok inanırız. Özcan benim kıymetlimdir. Canım dostumdur. Zaten filmin cast’ı tamamlandıktan sonra bana geldiği için “Bir sinema filmi yapıyorum. Bunun içinde neredeyim, ben ne yapıyorum?” gibi hesap kitaba girmedim. “Neden bu değil de o rol?” sorusu aklımın ucundan bile geçmedi.

Sette etek boyunuzun uzatılmasına dair bir haber vardı. Okudum, anlamadım…
Valla bizde anlamadık. Okuduk, eğlendik. Bilirsiniz film setlerinde olası tehlikeli durumlara göre bazı önlemler alınır. Bu da onlardan biriydi.

Neye karşı önlem?
O karede helikopterden inme sahnem vardı. Etek uçuşmasın, sorun çıkmasın diye etek boyum uzatıldı.

‘Yönetmen’ Özcan Deniz’i nasıl buldunuz?
Hiç ilk filmini çeken yönetmen gibi değildi. Neyi, nasıl çekeceğini gayet kafasında oturtmuş, takır takır çekti filmi. Oyunculuktan gelmiş olmanın avantajlarını kullandı. Her oyuncuyla karakter hakkında derinlemesine çözümlemeler yapıp, tüm ekiple empati halindeydi.

Film biraz da mutlu sonla biten hikayelere “Ya sonra?” sorusunu sorarak devamını irdeliyor. Siz evliliğe, mutlu sona inananlardan mısınız?
Filmdeki gibi bir hikaye başıma gelmedi. Gelirse de inananlar tarafında durmak isterim. Film evlilikten ziyade evli çiftlerin yıllar da geçse birbirlerine karşı sevgi ve saygıyı kaçırmamalarına dair. Biraz ritüele döndükten sonra olaylar çevresinde dönüyor.

O ritüel hal midir evliliği öldüren?
Bitiren şey midir ki? Bilemiyorum! İlişkiler konusunda bilirkişi değilim ki yanıt vereyim. Hem kim çözebilmiş ki bu kadın-erkek denklemini?

Size göre?
Kişisel sorulara girmeyelim. “It depends on the situation” (Duruma göre değişir.) İlişki hakkında ne söylersem boş. O an yaşadığın şey doğru olan. Kadın erkek ilişkilerinin tamamı bilinmeyen denklem. Tüm filmler, diziler “İlgisini mi yitirdi?”, “Acaba sevgisini böyle mi göstermeye çalışıyor?” gibi sorulardan oluşan düşünce balonlarının etrafında dönüp duruyor.

“Eğitimim değil saç rengim konuşuldu”

‘Haziran Gecesi’ ile ‘küt’ diye magazinin, popüler kültürün ortasına düşmüştünüz…
Ki popüler kültüre ters biriydim. Dizi başladığında konservatuar son sınıfta, aklı tiyatroda olan bir oyuncuydum. Kimse bir yandan öğrenciliğime devam ettiğimi konuşmadı. Saçımın rengi, dudağımın şekli daha enteresan geldi insanlara. Hayallerimde dizilerde rol almak yoktu ama başladık bir şekilde.

Ne vardı hayallerinizde?
Tiyatro yapmak istiyordum. Yurtdışında oyunculuk üzerine master yapmak da istiyordum.

Ne oldu o hayallere?
Hâlâ duruyor ama işler de bırakmıyor. Bir çarkın içine girdikten sonra istediklerinizi yapamamaya başlıyorsunuz. Hâlâ master var aklımda. Belki ileride. Kim bilir…

Tiyatro?
Geçen sene yapacaktım aslında. Devlet şehir tiyatrolarında ‘Romeo ve Juliet’in seçmelerine girdim. Aldım rolü. Yönetmen “Kaç sene dizi yapmayabilirsin? Üç sene?” diye sorunca bir seçim yapmam gerekti. Tiyatroya başlasaydım birçok işi kabul edemeyecektim. Bu yüzden biraz daha ertelemek zorunda kaldım. Fakat dizilerde rol almak ile tiyatro yapmayı birbirinden ayıranları anlamıyorum. Özünde ikisi de oyunculuk. Oraya 200 gram, buraya 300 gram oyunculuk veriyorum gibi bir durum yok. Sadece yerleri farklı. Birinde sahnede, diğerinde settesiniz. Bu kadar.

“Oyunculuk yoga merkezine gitmek gibi”

Reklamlarda yer alma halini pek seviyorsunuz.
Sit-com oynamayı çok istiyorum. Reklamlarda biraz da o sit-com ve komedi hevesimi törpülemiş oluyorum. “Çok güzel olsam, Naz Elmas olsam…” lafı slogana dönüştü mesela. Her yerde farklı versiyonları karşıma çıkıyor. Sit-com’u çok seviyorum ama dramdan da vazgeçemiyorum.

Yormuyor mu bu drama halleri?
‘Haziran Gecesi’nde 62 bölüm ağladım. Bir kere ağladım, başarılı oldum diye senaristimiz “Bu kız hemen ağlıyor, uğraştırmıyor. Ne de güzel ağlıyor. Çok yakışıyor” deyince bana da her Allahın günü ağlamak düştü. İki gözüm iki çeşme… E yoruyor tabii bir yerden sonra. Dert benim derdim değil. Karakterimin derdini üstüme alıp onun için ağlıyorum. Sahne bitti mi hoop Naz’a dönüp, gözümde hâlâ yaşlar, başlıyorum kıkırdamaya. Ama keyifli bir iş. Oyunculuğun amacı zaten başka bir serüvene, keşfe çıkmak. Kendinden arınıp, başka bir yere gidiyorsun. Yoga merkezine gitmiş gibi oluyorum her seferinde.

Sokakta olmayı da seviyorsunuz…
Kendi başıma, izole bir halde yaşasam sonum iyi olmaz. O oksijeni, dışarıda olma halini seviyorum. Röportajlarda soruyorlar “Geceleri ne yapıyorsunuz?” diye. Ya arkadaşlar hayat sadece geceden mi ibaret? Gündüzü de var bu işin. Ailem, arkadaşlarım, köpeğim ve DVD’lerimle geçiyor günüm. İnsanız, insan gibi yaşıyoruz işte. Köpeğimi gezdirerek, arkadaşımın derdini dinleyerek, çamaşırımı yıkayarak, insan insan yaşayarak geçiyor hayatım. Her şeyden öte oyuncu değil insan olarak yaşıyorum. Tabii ki oyuncu olduğum için dikkat etmem gereken ya da hayatımın kısıtlandığı şeyler oluyor.

Mesela?
Moralimin bozuk olduğu zaman sokakta ağlaya zırlaya gezememem gibi…

“İffet olmak heyecanlandırıyor”

Sırada Müjde Ar’ın İffet’i var…
Benim için canlandırdığım karakterin dişi bir rol olması çok önemli. Birçok kırılma noktasına sahip, inişli çıkışlı, değişimi bol bir karakter olmalı. Bu açıdan İffet olmak çok heyecanlandırıyor beni.

Zorlamayacak mı?
Oyuncu olarak değil de insanların aşina olduğu bir karakter oluşu farklı bir etki yaratabilir. Eski kıymetli hikayelerimizi günümüze uyarlar olduk. Bu da çok güzel bir şey. Seyirci biraz alıştı bu duruma. Kıyaslama yapılır elbet. Ama o kadar ciddi ve yoğun olacağını zannetmiyorum.

Film, meşhur tecavüz sahneleriyle akıllara kazınmış. Dizisi de bire bir uyarlama mı olacak?
Bu yapımcı ve senaristin çalışmalarına bağlı… Henüz çekimlere başlamadık. Yeni sezonun dizilerinden biri olacak.

‘İffet’ rolünün önce Deniz Çakır’a gittiği, fakat kendisinin çekindiği, kabul etmediği yazıldı.
Olabilir, doğrudur. Bir rol pek çok oyuncuya gidiyor, geliyor. Normal bir süreç. Altında başka bir şey aramamak lazım…

ALİ TUFAN KOÇ

CEVAP VER