İşte Gökhan Alkan’ın merak edilenleri…

0
1283

trend-gokhan-alkanAkşam’dan Emine Bıyık’ın söyleşisi..

Gökhan Alkan, göçmen bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş. Hayatın zorlukları nedeniyle konservatuvar eğitimi alamamış ama en büyük tutkusu tiyatrodan hiç vazgeçmemiş. İstediği her şeyin önce hayalini kurmuş, sonra da gerçekleştirmiş. Şimdiler de ‘Kocamın Ailesi’adlı dizinin başrolü ‘Tarık’ı canlandırıyor. Yetenekleri sadece oyunculukla da sınırlı değil Gökhan’ın. Sözlerle arası çok iyi. Şu an ütopik bir hayal olsa da bir gün kendi şarkılarından oluşan bir albüm yapmak istiyor. Çok duygusal ve gerçekçi biri. Aynı zamanda da çok romantik.“Romantiğimdir, yaşadım mı dibine kadar yaşarım”diyor ve bilinmeyenlerini anlatmaya başlıyor;

HİÇ KAYBETMEDİM

Göçmen bir ailede büyüdüm. Annem en büyük destekçimdir. Babam da öyledir ama o daha gerçekçidir. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünür ve “Bunun artısı daha fazla” der. Bu zamana kadar onun dediği her şeyi yaptım ve hiç kaybetmedim. Oyuncu olmak istediğimi söylediğimde de yanımdaydı ama yine gerçekçiydi. “Bir yıl dene, baktın oluyor; devam et. Ben senin hep arkanda olacağım” dedi. Onu dinledim ve yine dediğini yaptım. Şimdi övünüyorlar benimle. Çok güzel bir duygu ailenizin sizinle gurur duyuyor olması.

AKTİF BİR ÖĞRENCİYDİM

Okul hayatım boyunca çok aktif bir öğrenciydim. Düzenlenen her müsamerede mutlaka bir görevim olurdu. Hiç unutmam, okuma bayramlarında hem kendi sınıfım için hem de diğer sınıflar için sahneye çıkardım. Babam “Sen bu sınıfta okumuyorsun” derdi. Ben de “Oraya da beni aldılar” derdim. Kocaeli Üniversitesi Otomotiv Teknolojileri Öğretmenliği lisans ve Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret-Pazarlama ön lisans bölümlerinden mezun oldum. Bu bölümleri ikinci bir şansım olmadığı için okudum. “Bu bölümü okumayacağım, beni tekrar dershaneye gönderin” diyemezdim çünkü imkânımız yoktu. Ama aktif olarak tiyatro gruplarında çalışmalar yapmaya devam ettim. Ne ailem üzüldü ne de ben tutkumdan vazgeçtim. İnsan tutkusundan nasıl vazgeçebilir ki. Okul bitince de aileme özel bir tiyatro kursuna gönderip gönderemeyeceklerini sordum. “İçinde varsa gönderelim” dediler. Televizyonda hayranlıkla izlediğim isimlerden dersler aldım. Daha sonra da tiyatroya başladım. Çok güzel oyunlarda rol aldım. Ailem bana inandı ve o inancı boşa çıkarmamak için elimden gelenin en iyisini yaptım.

MÜZİK HAYATIMIN İÇİNDE HEP VAR

Bir müzikalde oynadım ve birçok şarkı seslendirdim. Üzerinden bir buçuk yıl geçti ve inanılmaz bir kaşıntı durumu var. Ayna karşısında şarkı söyler hale geldim. Profesyonel anlamda şan dersi almak istiyorum. İleride kendim için bir albüm yapmayı çok isterim. Tabii şu an çok ütopik geliyor ama oyuncu olmadan önce de hayal kurardım, oldu. Allah nasip ederse bu da olur. Çünkü müzik hayatımın içinde hep var. Hatta öyle şarkılar var ki… O kadar güzel yazılmış, o kadar güzel duygulandırıyor ki insanı hediye vermek isterdim onlara. Dönem dönem parçalarım vardır benim. Mesela bu aralar Sertab Erener’in ‘Aşk’ adlı şarkısını dinliyorum. İşte gel de hediye verme bu şarkıya…

BU ADAM OYUNCU AMA…

‘Sen Güzel Bir Bahaneydin’ diye çok güzel bir şarkı sözü var. Hayatımın her anında aşk benimle… Bir kadına âşık olduğum gibi işime de âşık olabilirim. Gerçekten aşk bir tutku benim için. Aşk, sadece bir canlıya hissedebileceğiniz bir duygu değil. Şu anda çok mutluyum, bir şekilde buluştuk ve sizinle beraber anı yaşıyorum. Bu andan tat alıyorum. Doğru cümle: Aşkı seven bir adamım. Twitter’da yazdıklarımın hepsi de kendi cümlelerimdir. Çok seviyorum yazmayı. Bir defterim var. Aklıma bir şey gelir gelmez karalarım. Dörtlükler halinde şiir gibi yazıyorum. Onlar şarkı sözüne de çevrilebilir. Bir gün “Bu adam oyuncu ama yüreği kaynıyor, içi de fıkır fıkır” densin istiyorum. ‘Bir aslan gibi yırtarcasına. Bazen bir ceylan gibi kaçarcasına. Bazen de bir kuş gibi özgürcesine ama hep istercesine. Kavgam, kalbim, kadınım’ ya da ‘Mevsim, iki kişilik. Mevsim, bensiz üşürsün’ gibi gibi bir sürü kelimeler geçiyor içimden, ben de yazıyorum (gülüyor).

AYRILIK BAŞA GELMESİN

Aşkı bu kadar seven bir adam, bir gün aşk acısıyla karşı karşıya kalırsa; içinde yaşar… Çünkü bende ‘Kol kırılır yen içinde kalır.’ Bazen isyan ederler “Çok kötü biriydi” diye ya, ben olaya daha gerçekçi yaklaşırım. Yaşanması gereken yaşanır. Kimse “Bir gün biter” diye ilişkiye başlamıyor. Ben bir akarsu olduğumu düşünüyorum. Akarsuyun da denize ulaşması lazım. Karşımdaki kadın önüme set koymasın yeter ki… Zaten tutkuyla istediğim bir kadından başkasına gitmem. Ama ayrılık başa gelmesin tabii…

CEVAP VER