Hülya Avşar'dan Mehmet Yaşin'e samimi açıklamalar !

0
81

Hülya Avşar’dan yemekler üzerine samimi açıklamalar ! Mutfağa çok sık girmeyen, en iyi yaptığı yemek yumurtalı makarna olan Hülya Avşar yemek yapmayı değil ama yemeyi çok seviyor. Geçmiş yıllarda antipatik bulduğu mutfakta erkek figürünü ise bugün sempatik buluyor. Ona göre, öpüşmek ve lezzetli yemek birbirine eşdeğer!

Ne zaman yemek yapmaya başladınız?

– 11 yaşımda. Biraz sorumluluğu fazla olan bir çocuktum galiba. Okuldan geldiğimde ev dağınık olurdu, önce bütün evi toparlardım. Nerede öyle yardımcı falan, memur maaşıyla geçinen bir aileydik. Çamaşır varsa elimde yıkar, asardım. Karşı komşumuz anneme, “Ben inanamıyorum bu koca koca çarşafları bu kızcağız nasıl yıkayıp da asıyor” derdi. Sonra mutfağa girer bir pilav yapardım, tavuk haşlardım. Bunları yapmaya mecburdum. Annem eve perişan bir halde geliyordu. Ameliyathane hemşiresiydi ve günün 7-8 saati ayaktaydı, o yüzden anneme ev işi bırakmak istemezdim.

Yaptığınız bütün işlerde “Şampiyon belli ikinci kim” derdiniz. Yemek konusunda da iddialı mısınız?

– Hayır, hiç de değilim. Çünkü bunun için bir fırsatım olmadı. Ama beni mutfağa sokun size envai çeşit bir sürü yemek çıkarabilirim. Hatta bundan birkaç sene önce kestane, üzüm, renkli makarnalar, elma, kuru erik, maydanozla nefis bir yemek yaptım. Yiyenler çok beğendi. Sonra, “Bu yemeği bir daha yap” dediler, yapamadım. Çünkü o yemeği yaparken neler koyduğumu ben de bilmiyordum. Uyduruk bir sürü şey çıkarabilirim huzurlarınıza.

Sizce yemekle aşk arasında ne gibi bir ilişki var?

– Güzel ve zor bir soru. Keyifle yediğiniz yemek, çok sevdiğiniz insanla öpüşmekle aynı şey gibi geldi bana. İkisi de geride aynı lezzetli tadı bırakıyor.

Yemek yapmasını bilen erkekler sizi etkiler mi?

– Bu soruyu bundan birkaç sene önce sorsaydınız, “Mutfağa giren erkekten, bir de önüne önlük takıyorsa hiç etkilenmem” derdim. Onlar bana fazla kibar gelirdi. O kadar kibar erkekten fenalık gelir, biraz maço olmalı. Mutfağa girecek, yemek yapacak, bu tür erkekler bana basardı. Gelmiş olduğum bu yaşta, erkek arkadaşımla mutfağa girip bir şeyler yapabilmeyi isterim. Mutfağın, ilişkinin en önemli yerlerinden biri olduğunu bu yaşta fark ediyorum. Düşünsenize hem konuşuyorsunuz hem bir şey doğruyorsunuz, belki bir şeyi yanlış yapıp gülüşüyorsunuz. Tüm bunlar artık bana çok normal geliyor. Hatta yemeği hep o yapsa daha iyi olur diye düşünüyorum.

BUZDOLABINDAN TIRTIKLAMIYORUM İSTİYORUM YARDIMCILARIM GETİRİYOR

Damağınıza düşkünsünüz, formunuzu korumak için ne tür bir beslenme uyguluyorsunuz?

– Son iki senedir diyetisyen Banu Kazanç’tan yardım alıyorum. Kas kaybetmemek için sık spor yaptığım dönemlerde ne yemem gerektiğini öğrendim. Hani derler ya sabah kraliçe, öğlen prens, akşam fakir gibi yemek yemelisin. Bu sistemi oturttuğumu düşünüyorum desem de dün dondurmaları acımadan lüplettim.

Bir gün içinde neler yediğinizi anlatır mısınız?

– Diyetisyenim çok fazla kahvaltı ettirmiyor. Halbuki ben sabahları reçelli, ballı kahvaltı yapmak istiyorum. Bir dilim ekmek, bir dilim peynir, birkaç zeytin, domates, salatalık, yanında çay… Ara öğünde iki tane incir, öğle yemeğinde iki köfte, biraz yoğurt, biraz domates yiyorum. Şimdi burada çay içiyorum, arada yine iki incir yiyeceğim. Dün dondurma yediğim için bugün akşam yemeğinde yoğurtla sebze yiyeceğim. Eğer dün dondurma yememiş olsaydım ızgara et ve salata yiyecektim.

Bu beslenme sizin tercihiniz değil, arada bir ipleri koyuverdiğiniz oluyor mu?

– Ooo arada bir mi? Mesela dün akşama kadar kendimle gurur duyacak kadar disiplinli gittim ama akşam evde önce dondurma krizine girdim ve bir güzel çikolatalı ve vanilyalı dondurmamı yedim. Arkasından evdeki yardımcımdan utanarak ikinci dondurmamı istedim. Sonra televizyonda bir film vardı, onun karşısında bir tabak badem yedim. Yatmadan önce iki Amasya elmasını götürdüm. Sabaha karşı uyandım, canım acayip çikolata çekti ve “Artık dur Hülya” dedim.

Gece buzdolabından bir şeyler tırtıklıyor musunuz?

– Yok, yapmıyorum öyle şeyler, çünkü istiyorum getiriyorlar. Yani ben yapmıyorum ama yaptırtıyorum, suç ortaklarım fazla. Evde çalışan bir kişi değil, dolayısıyla bir tanesinden bir gece önce çikolata istediysem, ertesi gün öbürüden istiyorum. Böylelikle sık sık bir şeyler tırtıklamış gibi olmuyorum.

Tatlılarla aranız nasıl?

– Her tatlıyı seviyorum. Baş tatlım annelerimizin yaptığı kadayıf. Hele Venüs Pastanesi’nin fıstıklı kadayıfı var ki böylesine lezzetlisine başka yerde rastlayamazsınız. Oraya gidip tepsinin başına geçiyor, dilimleri elimle atıyorum ağzıma.

ZEHRA BİR TEK YUMURTALI MAKARNAMI YİYEBİLDİ

Kızınız Zehra, yaptığınız yemekleri seviyor mu?

– Kaç kere yedi acaba? Yumurtalı makarnam vardır, gerçekten onun lezzetine doyum olmuyor ve hiç kimse de beceremiyor. Makarnayı haşlıyorsunuz, bir taraftan da yumurta çırpıyorsunuz, karabiberi bol koyuyorsunuz, onlar çırpıldıktan sonra makarnayı süzüyorsunuz. Tencerede tereyağıyla biraz çevirip üzerine çırptığım yumurtayı döküyorum, hemen karıştırıp yediriyorum. Yumurta pişmeyecek, içinde görünmeyecek. Onun için daha sulu suluyken ateşten alıyorum. Lezzetini anlatamam, Zehra yiye yiye bir onu yedi yavrum.

Onun beslenmesine katkınız oluyor mu, karışıyor musunuz?

– Zehra’ya bu yaşta artık karışmak biraz zor. Sağlıklı beslenme kültürü var, yiyeceklerin içine dalmıyor.

Mehmet YAŞİN / HÜRRİYET PAZARa

CEVAP VER