Ayşe Arman Demet Akalın’a sordu: Çift cinsiyetli misin ? – Röportaj

0
1120

1380446411-ayse-arman3Demet Akalın’dan samimi röportaj. 5 aylık hamile Akalın, Hürriyet’den Ayşe Arman’ın sorularını yanıtladı:

İşte o röportajın bir kısmı;

Yaş 41, hamilesin! Anne olacaksın. Tebrik ediyorum…

-Allah razı olsun!

Zor mu oldu?

-Zor oldu valla. Bir sene tüp bebek tedavisi gördüm. İki kere bebek kaybettim. Bebek içimde durmuyordu. “Yok, bu iş olmuyor” diye pes etmek üzereydim ki, son gittiğimiz doktor, “Akışına bırakın!” dedi. Ben de Okan’a, “Sen bana güzel bir yaz yaşat!” dedim. Cümle budur. Bodrum’a gittik, o ooo mis gibi, her gün rakı-balığa gidiyoruz. Dağıtıyoruz. Gümbür gümbürüz. Fakat bir rakı balıktan sonra, kus kus kus, bir hal oldum, “Herhalde zehirlendim Minik!” dedim, “İyi değilim, karnım da şiş, regl olamıyorum. Sen bana bir söktürücü, bir de test al!” Allah’tan söktürücüden önce testi yaptım… Ve kalakaldım. Aman Allah’ım hamileydim!

ÖPÜŞMÜYORUZ BİLE

Nasıl geçiyor hamilelik?

-Felaket! Mide bulantılarım bitemedi. Serum bağlanıyordu düşün. Son bir haftadır biraz rahatladım. Kokuya aşırı duyarlıyım. Kaz tüyü koltuklara yaklaşamıyorum. Tüylerini bırak, kazların çiftliğinin ve yedikleri yemin kokusunu filan alıyorum! Parfüm kullanamıyorum. Okan’la öpüşemiyorum. Gerisi de yok… No!

Hamileliğin ilk aylarında sevişmemeyi anladık, öpüşmeyi neden istemiyor canın?…

-Hiç bilmiyorum. Gitti o duygular. Yanağıma bile dokunmasın. Ten teması istemiyorum. Adam da melek gibi, yazık bekliyor…

Kalbi kırılmıyor mu kocanın?

-Yok canım, asıl benim kırılıyor. Geliyor, “Hiraaa, babacığım! Ben geldim, günün nasıl geçti güzel kızım?” diyor. “Alooo!” diyorum. “Önce can, sonra canan. Önce benimle ilgileneceksin!” Ben ona göre daha temkinliyim. İki bebek kaybettiğim için korkuyorum. Daha beş aylık, önce bir sağ salim elimize alalım…

İnsanlara ne zaman söylediniz?

-Okan’a kalsa hiç söylemeyecektik. Nazar’dan korkuyor. Millete, “Gaz, gaz!” demekten bir hal olduk. Bu işin de yalanı olmaz ki. Ben, bir de her şeyi ortalıkta yaşayan biriyim. En son testler de temiz gelince, herkese ilan ettik…

Sen hep anne olmak ister miydin?

-Ben yalan söyleyemem, bebek delisi değilim. “Büyük ailemiz olsun” diye tutturan Okan. Benim, bazen kendime bile tahammülüm yok. Benden bir tane daha, gerçekten dünyayı yaşanmaz hale getirebilir!

Kızın olacağını duyup, “Bir Demet Akalın daha! Hayıııır!” diyenlere hak veriyorsun yani…

-(Gülüyor) Vermez miyim? Ben çekilmezim. Okan, beni nasıl çekiyor şaşıyorum. Gerçi onunla birlikte olmaya başladıktan sonra biraz adam oldum.

Okan ne kadar ilgili? Doktora filan geliyor mu?

-Geliyor mu ne demek? İstanbul’daki bütün kadın doğumcuların telefonu onda kayıtlı. Sürekli bir şeyler okuyor. Embriyo hakkında her şeyi biliyor. Zaten Doktor Fevzi hep onu arıyordu. Bir gün “Fevzi!” dedim, “Ayıp olmuyor mu? Ben de burada bir şeyim, olan biteni bana da söyle…” Allah’tan en son testlerin sonuçlarını bana gönderdi, Okan’a “Her şey yolundaymış!” deyince, sevinçten gitti, kendini havuza attı. “Ultrasona kızlarla giderim” diyorum. Asla! Hepsine geliyor. Baba olmaya hem hazır hem çok hevesli. Bense doğana kadar titrek Necla’yım!

İLK BULUŞMAMIZDA ’BEN BU ADAMLA EVLENECEĞİM’ DEDİM

Ne zaman “Ben bu adamla evleneceğim” dedin?

-İlk buluşmamızda, “Amerika’da şurada okudum, İtalya’da burada çalıştım!” diye anlatıyordu, içimden, “Boş konuşuyorsun, ben seninle zaten evleneceğim!” dedim. Takmıştım kafaya.

Üçüncü evliliğin. Bu adamları evlenmeye nasıl ikna ediyorsun?

-Eski eşleri sorma… Rahatsız eder benim miniği!

‘Minik’ diye mi hitap ediyorsunuz birbirinize?

-Evet, millet “Aşkım” der, biz “Minik” diyoruz… Altı aylık sevgiliydik. Geliyor, gidiyor. “Baksana, senin benimle ilgili düşüncen ne? Ortada bir teklif yok… Olmayacaksa, güzelce ayrılalım” dedim. Böyle de netim. “Peki” dedi. O gece tabii ben kızları aldım, sokaklara aktım. Sabaha karşı mesaj attı “Seninle konuşmak istiyorum. Eve geliyorum.” Geldi. “Fazla yaklaşma!” dedim, onu kanepenin ucuna attım “Dinliyorum”. Ben evlenme teklifi bekliyorum diye diye “Evlensek mi?” dedi. “Onu hep söylüyorsun da!” dedim, “Kuru kuru mu? Yüzük yok! Çiçek yok, bir halt yok!” Sonra baktım elinde bir yüzük. Barıştık ve evlendik. İyi ki de evlenmişiz. Di mi Miniiiik?

’KUŞ BEYNİMLE’ TÜRKİYE’Yİ SALLIYORUM

Sende, herkesin sevdiği bir dobralık var. Hatta, ‘şuursuzluğa’ kadar gidiyor. Herkesin saklamak için uğraştığı şeyleri, sen göstere göstere yaşıyorsun. Bu komplekssizlik nereden geliyor?

-Bilmiyorum ki. Belki taşralı olmak, belki kişilik. Benden ‘küçük hanımefendi’ olmaz. Ben, seninle nasıl konuşuyorsam, teybi kapatınca da öyle konuşurum. Bazı arkadaşlarım var, normal hayatlarında küfür kıyamet, televizyonda bir hanımefendilik sorma gitsin. Ben olduğum gibiyim. Kimse de umurumda değil.
Sana, “Görgüsüz” dendiğinde kızmıyorsun, “Sonradan görme” dendiğinde de. Hatta, insanlara fırsat vermeden, sen kendini böyle tanımlıyorsun. Bu ne?

Kayıtsızlık mı, zekâ mı?

-Bütün bunları çok zeki olduğum için yaptığımı söyleyenler var. Kafam o kadarına basmaz benim! Tamamen doğal akışında yaşıyorum. Bazen, “Sen kuş beyinli misin? Nasıl böyle şeyler söylersin!” diyorlar. Gülüyorum, “Düşün!” diyorum, “Kuş beynimle, Demet Akalın olmuşum, Türkiye’yi sallıyorum! Daha büyük beyinli bir şey olsam, kim bilir neler yapardım?” Ben de onlarla dalgamı geçiyorum.

Sevdin mi de tam seviyor gibi duruyorsun. Ve nedense, ilişkide, yamuk yaşandığında, herkes senden yana tavır alıyor…

-E o yamuk hep bana yapılıyor da o yüzden! Kazığı yiyen ben oluyorum. Çevremde arkadaşlarım var, kazığı
yiyor, susuyor. “Sen geri zekâlısın!” diyorum, “Adamın yamuk yaptığını söylesene!” Yok, hayır imajını düşünüyor. Bir şarkıcı arkadaşım var mesela, en yakın arkadaşlarımdan biri; adamı, kendi evinde bastı, hâlâ diyor ki, “Ona mutluluklar dilerim!” Ben yapamam öyle bir şey. Mutluluk filan da dilemem. Kendi evimde, herifi başka bir hatunla basacağım, sesimi çıkarmadan yoluma devam edeceğim öyle mi? Nah! Ben zaten, adamlardan kazık yiye yiye, hırsımdan Demet Akalın oldum. O yamuklar, haksızlıklar, ihanetler insanı büyütüyor!

’ÇİFT CİNSİYETLİYMİŞSİN’ HADİ YAAA

 

Hakkında, ‘iki cinsiyetli’ diye dedikodular, hatta haberler çıktı? Ne iş? Hani lezbiyen dedikodusunu anlarım, “Seks kaseti var” dedikodusunu da anlarım. Hepsi çok iğrenç ama ‘çift cinsiyetli’ oha yani!

-Üç sene önce mutfakta duruyorum, Ömür Varol aradı, “Seni bir dergiye kapak yapıyorlar! Doktorunu bulduk!” dedi. “Ne doktoru?” dedim. “Çift cinsiyetliymişsin Demet!” dedi. “Hadi yaaaa!” dedim. “Bu kadar zaman, adamlar niye uyanmamış peki!” Ciddiye almadım, telefonu kapattım. O dergi de hiçbir zaman çıkmadı. Ama bu pis dedikodu etrafta dolaştı, durdu. Geçen gün Okan’ı arıyorlar. Adama, “Karın çift cinsiyetli mi?” diye soruyorlar. Okan da dinliyor bunları. Bir an delirdim. Aldım telefonu elime. “Kardeş, ne diyorsun ya!” dedim. “Bu zamana kadarki kürtajları n’apacağız? Ya da şu anda karnımdaki bebeği!” Sen bunu benim kocama nasıl sorabiliyorsun abi!

E bu kadarına da pes yani!

-En komiği, Okan o gazeteciye, “Ya ben büyük adammışım, erkeği bile hamile bırakabiliyorum!” dedi. Böyle normal anlattığıma bakma, gerçekten çok ayıp şeyler bunlar…

BÜYÜYÜ AİLEMDEN BİRİ YAPTI

 

Nasıl bir muhasebe yapıyorsun? Neleri becerdin, neleri beceremedin?

-Hayal bile edemeyeceğim bir yerdeyim. Bazen bunun farkındayım, bazen değilim. Bu kötü bir huy, enayilik yapıyorum farkında olmayarak. Ailemle bağlarımı hiçbir zaman koparmadım. Bu, artı bir özellik olmamalı. Ama bizim camiaya bakınca, artı bir özellik. Aileme düşkünümdür. Onlara yardım edebilmek, bana inanılmaz bir huzur veriyor.

Bakıyor musun ailene?

-Sülaleye desek… Ama bir şikayetim yok. Bundan daha fazla ne olabilirdim? Markamı daha profesyonel yönetebilirdim. Daha profesyonel insanlarla çalışabilirdim, çenemi tutabilirdim. O zaman, biraz daha üstlerde olurdum. Ama şimdi imkansız, belki yaşlılığımda…

Bu bebek, beceremediğin şeyin bir simgesi mi? Düzenli bir ilişki, bir aile…

-Yok, ben daha önce bebek yapmayı tercih etmedim. Şimdi de gerçi kuşkularım, korkularım var. Belki babasız büyüdüğüm için, belki başka şeyler. Var tabii psikolojik sorunlarım. Onları aşmaya çalışıyorum…

UĞRAŞANIM ÇOK

 

Okan çeker gider de bebek babasız büyür gibi şeyler mi?

-Hayır, hayır. Okan çok iyi baba olur, onun bilincindeyim. Sadece çok uğraşan var. Sana uymayacak mevzular…

Büyü-müyü mü?

-Nereden bildin?

Attım tuttu… Evde mi buldun?

-Evet. Ama öyle böyle değil. “Ne yazıyormuş?” diye hocaya götürdük. “Soyunun devam etmemesi” yazıyormuş. Düşünebiliyor musun, birileri, evime böyle bir büyü koyuyor. Üstelik hamileyim. Mahvoldum tabii!

Kurşun döktür ya da sana iyi geleceğini düşündüğün bir şeyler yap…

-Yaptık. Hocaya okuttuk. Büyüyü yok ettiğini, o kötü enerjiyi temizlediğini söyledi. İnanır mısın ondan sonra, benim o hasta halim gitti. Bir haftadır daha iyiyim, kendime geldim…

Bir rakip, niye böyle bir şey yapsın?

-Ne rakibi? Rakip değil işin kötüsü! Benim kendi ailemden. Çok yakınım olan biri. (Bana söyledi kim olduğunu ama yazmak istemiyorum!)

Dalga geçiyorsun!

-Hayır.

Neden peki?

-Çocuğum olursa, aileme karşı ilgim ve desteğim azalır diye korkuyorlar!

Röportajın tamamına bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24802741.asp

CEVAP VER